|
|
|
|
| |
|
ID: 0021
Tarih: 02.09.2008 Salı, 20:41:02 |
|
| |
|
Kim üzebilir seni senden başka?
|
|
Düsün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen
istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol,
Tükenme, tüketme,
Tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
ve hep hatırla:
"Çaresizseniz, çare sizsiniz!"
Nietzsche |
|
| |
|
|
| |
| |
|
ID: 0020
Tarih: 20.06.2008 Cuma, 00:31:02 |
|
| |
|
"Sayın Hakim Bey" diye
başlar söze
|
|
Saygılarımla size
açıklama özgürlüğümü kullanarak bazı şeyleri
bildirmek istiyorum. Umarım bu durumu en kısa
zamanda açıklığa kavuşturursunuz... Şu günlerde
askerliğe çağırılacağım. Yaşım 24 ve 44 yaşında
bir dul bayanla evlendim, kendisinin de bir kızı
var 25 yaşında. Babam ise bu bahsetmiş olduğum
kızı ile evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı
ile evlendiği için damadım olmuş oldu. Bunun
üzerine kızım da üvey annem olmuş oldu babamla
evlendiği için... Hanımımın ve benim geçen sene
bir oğlumuz oldu. Oğlum hanımımın kızının erkek
kardeşi oldu, aynı zamanda babamın da eniştesi.
Bir de üvey annemin erkek kardeşi olduğu için
dayı oldu. Anlayacağınız benim oğlum benim dayım
oldu... Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir
erkek çocuğu getirdi. O babamın oğlu olduğu için
benim de erkek kardeşim, ve de kızımın oğlu
olduğu için de torunum. Yani ben torunumun erkek
kardeşiyim. Ayrıca bir annenin evladının babası
eşi olduğuna göre ben de eşimin kızının
babasıyım ve de kızımın erkek çocuğunun erkek
kardeşiyim. Kısacası kendimin büyük babasıyım...
Sayın Hakim Bey sizden ricam beni askerlik
görevinden muaf tutmanızdır, siz de biliyorsunuz
ki kanunlarımızda baba, oğul ve torun aynı
zamanda askerlik yapamazlar... Saygılarımla... |
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0019
Tarih: 12.06.2008 Perşembe, 18:05:04 |
|
| |
|
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
William Shakespeare |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0018
Tarih: 11.06.2008 Çarşamba, 20:43:01 |
|
| |
|
En uzak
mesafe ne Afrika’dır
ne Çin, ne Hindistan,
ne seyyareler
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan
Can Yücel |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0017
Tarih: 10.06.2008 Salı, 11:04:42 |
|
| |
|
Biz
haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider, dostluk,
sen yanı başımızda kalırsın
Nazım Hikmet RAN |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0016
Tarih: 09.06.2008 Pazartesi, 12:15:32 |
|
| |
|
Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım
Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı
Murathan MUNGAN |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0015
Tarih: 08.06.2008 Pazar, 22:05:08 |
|
| |
|
Nasıl
etmeli de ağlayabilmeli
Farkına bile varmadan?
Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
Ayıpsız, Aşikare,
Yağmur misali?
Neylersin alışkanlık
İçin kan ağlarken yüzün güler
Dikilitaş gibi dinelirsin yine.
Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
Anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
Nazım Hikmet RAN |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0014
Tarih: 07.06.2008 Cumartesi, 21:40:09 |
|
| |
|
Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli
Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli.
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın
kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Özdemir ASAF |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0013
Tarih: 06.06.2008 Cuma, 15:13:41 |
|
| |
|
Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.
Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Özdemir ASAF |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0012
Tarih: 05.06.2008 Perşembe, 23:08:11 |
|
| |
|
Öyle
çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.
Özdemir ASAF |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0011
Tarih: 04.06.2008 Çarşamba, 02:05:15 |
|
| |
|
derdime
vâkıf değil cânân beni handân bilir
hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
söylesem tesiri yok sussam gönül râzı değil
çektiğim âlâmı bir ben bir de allah'ım bilir
Fuzuli |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0010
Tarih: 03.06.2008 Salı, 03:50:22 |
|
| |
|
İstemeden de olsa, gerekliydi gidişim.
Sitemliydin sevgili, bakışından anladım.
Bana öyle geldi ki; özlem vardı içinde
Ellerinin elimi yakışından anladım.
Güzel bakışlarına masum tavrını taktın.
Gözlerimin içine dolu gözlerle baktın.
Sanki biri dokunsa hemen ağlayacaktın
Titreyen dudağını, büküşünden anladım.
Günleri gecelere, sahi mi eklediğin?
Yazdığım mektupları, doğru mu sakladığın?
Duramadım gurbette belliydi beklediğin,
Ardımdan bir kova su, döküşünden anladım.
Diline gelenleri atma içine öyle!
Kavuşmak şerefine, birkaç kelime söyle.
Bu ne müthiş bir sevgi, bu ne hasretmiş böyle
Saçına kırmızı gül, takışından anladım.
Bir daha mı ayrılmak? Allah yazdıysa bozsun.
Yeniden yazıyorsa, kadere birlik yazsın.
İçin içini yer de, sırf bana karşı nazsın
Gözünden birkaç damla, akışından anladım.
Esat Anık
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0009
Tarih: 02.06.2008 Pazartesi, 20:41:07 |
|
| |
|
İlk Windows'um... ( Windows 3.1
)
 |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0008
Tarih: 01.06.2008 Pazar, 19:53:42 |
|
| |
|
Olay
budur...
 |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0007
Tarih: 31.05.2008 Cumartesi, 14:08:26 |
|
| |
|
5 bin
yıllık aşk...

Kuzey İtalya'da "ölümüne
aşk"ın kalıntıları bulundu. 5 bin yıllık iskeletlerin
yetişkin bir kadın ve erkeğe ait olduğunu belirten
uzmanlar "Çiftin sırtlarına atılan oklarla kurban
edilmeden önce birbirlerine sarıldığı görülüyor. Şimdi
âşıkların yaşlarını bulacağız" dedi. Birbirine sarılmış
halde bulunan 5 bin yıllık iskeletler arkeologları
şaşırttı. Kuzey İtalya'nın Mantua kenti yakınlarında dün
arkeolojik kazılarda çıkarılan iki iskelet bölgede
çalışanları şaşırttı. Mantua yakınlarında bulunan
Valdaro bölgesinde yapılan kazılarda, 5 bin yıl öncesine
ait olduğu sanılan bir kadın ve bir erkeğin iskeletleri
birbirine sarılmış olarak duruyordu. Kazıları yürüten
Elena Menotti, "Daha önce birbirine sarılmış çocuklara
rastlamıştık ama hiç böyle bir çiftle karşılaşmadık"
dedi. Arkeologlara göre önce adam öldürüldü, ardından da
kadın, adamın ruhuna eşlik etmesi için kurban edildi. "Valdaro'nun
Aşıkları" adı verilen iskeletlerde soldaki erkeğin
beline bir ok saplanmış, kadının yanında da ok ucu
duruyor. Romeo'nun diyarı Mantua aynı zamanda
Shakespeare'in Romeo ve Juliet adlı eserinde geçiyor.
Sürgündeki Romeo'nun öldüğü ve Juliet'in onu gelip
öperek hayat verdiğini hayal ettiği yer de Mantua.
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0006
Tarih: 30.05.2008 Cuma, 23:13:19 |
|
| |
|
Adım adım
program geliştirme aşamaları...
1) Programcı yazdığı
kodların bug'sız (hatasız) olduğuna inanır.
2) Ürün test edilir. 20 bug bulunur.
3) Programcı 10 tanesini düzeltir ve diğer 10
tanesinin aslında gerçek bir bug olmadığını test
departmanına bildirir.
4) Test departmanı düzeltmelerden 5 tanesinin
çalışmadığını ve 15 tane yeni bug bulduğunu söyler.
5) Bakınız 3
6) Bakınız 4
7) Bakınız 5
8) Bakınız 6
9) Bakınız 7
10) Bakınız 8
11) Pazarlama politikası, önceden yapılan
açıklamaların oluşturduğu baskı ve tahmini
proglamlama planına uymak için ürün piyasaya
sürülür.
12) Kullanıcılar 137 adet yeni bug bulurlar.
13) Parasını alıp ayrılan programcı artık bulunamaz.
14) Yeni oluşturulan yazılım takımı bug'ın çoğunu
düzeltir ancak 456 yeni bug üretir.
15) Orjinal programcı Hawaii sahilinden, az maaş
alan test depatmanına kart yollayınca tüm departman
istifa eder.
16) Rakip firma 783 bug'ı bulunan bir önceki
sürümden elde ettiği gelirle, bu şirketi satın alır.
17) Yeni yöneticiler, yeni programcılar kiralar ve
programı silbaştan yazmalarını isterler.
18) Programcılar yazdıkları kodların bug'sız
olduğuna inanırlar...
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0005
Tarih: 29.05.2008 Perşembe, 14:45:08 |
|
| |

Bu şiir
"Semih SERGEN"
tarafından yazılmış olup,
"Çağdaş AKANT"
tarafından
"online resimli gösterim"
haline getirilmiştir!
www.cagdasakant.com
 |
|
▼
|

ERENLER
SOFRASI
 |
▼ |
|
 |
|
|
Size ne ikram
edeyim insan kardeşim?
Biraz gökyüzü alır mıydınız?
▼ |
|
 |
|
|
Biraz
Boğaziçi serinliği dingin, duru...
▼ |
|
 |
|
|
Biraz
Karadeniz esintisi...
Biraz Marmara, biraz Arşipel...
Siz uzaktan geldiniz. Belli yorgunsunuz...
Biraz uzanmak ister miydiniz...
▼
|
|
 |
|
|
Bir
yörük çadırında yıldızlara karşı?
Bu dağlar çok sever boy ölçüşmeyi bulutlarla…
▼
|
|
 |
|
|
Biraz
Toros şafağı,
▼
|
|
 |
|
|
Biraz
Erciyes karı alır mıydınız…
▼
|
|
 |
|
|
Siz çok
baca gördünüz biliyorum.
Ev bacası, vapur bacası, fabrika bacası.
Hiç peri bacası gördünüz mü ?
▼
|
|
 |
|
|
Saklıkent'de alabalık yediniz mi?
▼
|
|
 |
|
|
Kadeh kaldırdınız
mı
Olimpos'da Zeus'un şerefine?
▼
|
|
 |
|
Suya
kar düştüğünü bilirsiniz de,
sudan pamuk topladınız mı hiç Pamukkale’de?
Fısıltınızı onbinler duydu mu gümbür gümbür?
▼ |
|
 |
|
|
Biraz
Aspendos alır mıydınız?
▼
|
|
 |
|
|
Biraz
Bergama,
▼
|
|
 |
|
|
Biraz
Efes...
▼
|
|
 |
|
|
Siz hiç
Selimiye gördünüz mü?
▼
|
|
 |
|
|
Gördünüz mü hiç
Haliç’e vuran görkemini
Süleymaniye'nin?
Siz hiç araba sefası bildiniz mi?
Boğaz'da Beşiktaş'ta okunan ezanı Üsküdar'da dinlediniz mi, Hafız
Sâmi'nin sesinden?
▼
|
|
 |
|
|
Mehtaba çıktınız
mı hiç Heybeli'de?
Ada'lardan bir yar geldi mi sizlere hiç?
Biraz çapkın şarkılar alır mıydınız?
Biraz bıçkın türküler...
▼
|
|
 |
|
|
Siz hiç
Meryem Ana'yla gezdiniz mi,
Bülbül Dağı'nı?
Yüreğinizde Tanrı sevdası, kucağınızda gül...
▼
|
|
 |
|
|
Hırkayı Şerif'te Kur'an dinlediniz mi?
▼
|
|
 |
|
|
Ayasofya'da, Saint Antuan'da
İncil dinlediniz mi hiç?
Biraz Selçuklu tevazuu alır mıydınız?
Biraz Osmanlı hoşgörüsü...
▼
|
|
 |
|
|
Yürekleri o kadar
kocamandı ki,
hep sevdiler karşılıksız.
Hep başkaları için istediler bu güzelim dünyayı.
Biraz Mevlana yaşar mıydınız?
▼
|
|
 |
|
|
Biraz
Hacı Bektaş, biraz Yunus Hoca.
Siz hiç yetmişiki millete bir göz ile baktınız mı?
Bütün dinler sırrını sizden dinledi mi hiç?
Bir Yunus Divanı alır mıydınız?
Biraz Mesnevi-i Şerif...
▼
|
|
 |
|
|
Siz hiç adaletini
duydunuz mu,
Galata Kadısı Hızır Bey’in?
Hiç kolunuzu kestirdi mi Fatih Sultan?
Gül sularıyla yıkattınız mı vaftiz kazanlarını?
▼
|
|
 |
|
|
"Bakara Suresi"ni bilir misiniz?
ve bilir misiniz Bakara güllerini?
"Dinde zorlama yoktur" ayetini....
Valide Sultan annenize kilise yaptırdınız mı hiç?
Birlikte gittiniz mi sabah ayinine...
▼ |
|
 |
|
Başka
size ne sunayım insan kardeşim?
Biraz bizi tanımak ister miydiniz?
ve biraz özür dilemek... |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0004
Tarih: 28.05.2008 Çarşamba, 22:10:13 |
|
| |
|
Ball at
the Moulin De La Galette...

Ball at the Moulin De
La Galette
Auguste Renoir
"Empresyonist"
|
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0003
Tarih: 27.05.2008 Salı, 16:14:21 |
|
| |
|
Bir Veda
Havası...
Vakit
tamam!.. seni terk ediyorum.
O bütün alışkanlıklardan
Ve bütün sıradanlıklardan öteye,
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doyamadım inan,
Kanamadım sevgiye...
Korkulu geceleri sayar gibi,
Deprem gecesinde bir yıldız,
Birdenbire kayar gibi;
Ellerim kurtulacak ellerinden,
Bir kuru dal, ağacından
Çatırdayıp kopar gibi...
Aşksa bitti...
Gülse, hiç dermedik.
Bul kendini kuytularda, hadi dal!
Seninle bir bütün olabilirdik...
Hoşça kal gözümün nuru,
Hoşça kal...
Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
Bu, kırık ve incecik
Bir veda havasıdır.
Tutuşan ellerimden
Parmak uçlarına değen sıcaklık,
İncinen bir hayatın yarasıdır...
Kalacak tüm izlerin hayatımda.
Gözümden bir damla yaş,
Sızlayıp resmine aktığında;
Bir yer bulabilsem keşke
Bir yer, seni hatırlatmayan;
Kan tarlası gelincik şafağında...
Ölümse, korktun.
Savaşsa, hep kaçtın...
Vur kendini kuşkularda, hadi al!
Sen bir suydun oysa,
Sen bir ilaçtın...
Hoşça kal canımın içi,
Hoşça kal... |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0002
Tarih: 26.05.2008 Pazartesi, 22:17:28 |
|
| |
|
Biri yer
biri bakar, kıyamet ondan kopar. :)
 |
| |
|
|
|
|
|
|
ID: 0001
Tarih: 25.05.2008 Pazar, 21:32:14 |
|
| |
|
İlginç
şahsiyet: Rasputin

Bir Rus efsanesi...
Rasputin’in inanılmaz bir ikna gücü vardır, konuştuğu
insanları adeta hipnotize eder, hatta isteydi Rusya
Ordusu'nu bir anda kendi ordusu haline getirebilirdi,
küçükken en vahşi atları bile sadece konuşarak
sakinleştirdiği öne sürülür. Rasputin uzun yıllar Rus
Hanedanı'nı ve Rus Sarayını etkisi altına almış, Hanedan
üzerindeki etkisiyle devleti yönetmiş, denetlemiştir...
Çariçe Aleksandra, ailede ırsi olan hastalığını ancak
onun tedavi edebileceğine inanır, kadınlara olan
düşkünlüğüyle ünlenen Rasputin tüm dünyada bir “Seks
Makinesi” yaftası yemiştir adeta. Söylentiye göre;
sarayda verilen bir partide, Rasputin’e önce bayağı bir
zehir verilmiş fakat o ölmemiştir, bunun üzerine bir kaç
kişi tabancalarla defalarca ateş etmişler ve nehire
atmışlardır, ardından ceset bulunmuş ve Rasputin'in
boğularak öldüğü anlaşılmıştır...
İlginç şahsiyet diyorum inanmıyorsunuz yahu... |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|